Closing Words

Haziran 14, 2009 at 10:11 pm (öylesine, film, müzik)

Son zamanlarda, yine insomnium dinliyorum sürekli olarak.

Dün Vicky Cristina Barcelona ‘ yı izledik, çok hoşuma gitti. Penélope Cruz ‘ a bayıldım Maria Elena rolünde. O hep o tarz rollerde görünsün, ispanyolca konuşsun bence..

Devam edicem, uykum var şimdi.. Adiyos.

Reklamlar

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Sınav sonrası

Nisan 18, 2009 at 8:09 pm (öylesine, film, müzik, okul)

Dün  saat akşam 6 sularında tüm sınavlarım bitti. (salı günü gecikmeseydim,  saat 12 gibi bitecekti gerçi) 1 haftadır sabahın köründe kalkmak eziyetti, ki uyandırın beni diye tembihlediklerim olmasa pek kalkasım da olmuyordu. Bu durumda emeği geçen sevdiğim,sevimli insan Güçlü’ye ve süpersonik arkadaş Furkan’a teşekkürlerimizi sunarız.. Genel anlamda iyi geçti sayılır sınavlarım, makro ekonomi biraz sinir bozucuydu. Ama sinir bozucu tarafı kötü geçmesi değil. Şöyle ki, ben bu makro dersine toplasan 2-3 kez girdim(hepsinde de hoca hayat hikayesini anlatıyordu ya da kitaptan bööyle okuyodu). Notlarına çalıştım, hatta eminim bütün soruların mantığını anlayıp “kendi cümlelerimle” doğru cevaplar verdiğimi. Fakat kesin düşük not alıcam buna da eminim yani.

Artık  5382721946 diye bi hat yok, gittiiii. Aynı numarayı açtırmayı düşünmüyorum, şöyle yepisyeni bi başlangıç yapayım diyorum =p

Temmuz 1’den itibaren Gölcük Belediyesi Gelir Müdürlüğünde staja başlayacağımdır.. 30 iş günü süresince devam edeceğinden, yine rahatsız bir zamanda yeni yaşıma gireceğim =)

Ablamla geçen şu karınca evine bakıyorduk, çok manyak bi şey ya. Alınabilir bi oyuncak, ilk gördüğümdeki tepki; karıncaları da yanında veriyorlar mıymış sorusuydu, cevap olarak da orda bi yerde kurduktan sonra sokaktan 15 tane karınca toplayın yazıyor =)

Öğrenci işlerinden sorumlu adama sinir oluyorum, kendini çok zeki sanıyor. Halbüsü benim, söylediği şeylere cevap vermeyip, acırcasına gülümsemem; onu kaale almayıp, ortaokul zekasındaki bir çocuğun güleceği tarzda yaptığı esprilerine şaşırmamdan kaynaklanıyor yani..

Kredi kartımı eve teslim edecek olan kurye ben evde olmadığım için kart bırakmış, vilayetin ordaymış ofisleri falan vs. arkadaşlarla gittik, arıyoruz. Kartı verdim adrese bakalım diye, adres falan yazmıyor. Geldik sizi bulamadıkla başlayan bi cümle falan var kartta. Arkadaşın tepkisi : “işte aptallıkta son nokta” sonra bi dönerci vardı ona sordu. Yalnız şaşırdığım asıl nokta şu oldu; iş merkezine girince duvarda neyin kaçıncı katta, kaçıncı numarada olduğu yazıyor, bir tek kuryenin isminin yazması gereken plaka yok, ya düşmüş ya da kapamışlar(plakanın olması gereken yerde aynı boyutlarda bi ayna vardı çünkü =D) Yine aynı amcaya gitti sordu arkadaş, adam kapı numarasına kadar söylemiş =D öğle yemeği zamanında sürekli o iş hanından sipariş aldıkları için biliyormuş o da.

Bu arada mahşerin 4 atlısı o kadar da güzel bi film değilmiş. Gençlik bunalımı yaşayan saftirikleri konu almasaymış daha iyi olurmuş, ki tek eksisi de bu değil hani. Hayal kırıklığına uğradım resmen ya, bak aklıma geldikçe sinirleniyorum =D Bi kerem ne kanada da ne de amerikada öyle zekice cinayet kurgulayabilecek kapasitede genç yok tamam mı. Hadi bi kaza sonucu oldu diyelim; o kadar şeyi iz bırakmadan yapmış, büyük paralar harcayıp işkence aleti yaptırmış ve hiiç iğrenmeden bu mekanizmayı kullanabilmişler, ama nihayetinde bunların tek amacı; ailelerine tepki göstermek,bizi görüüün laayn demekmiş. Hadi ordan be.. (Filmin sonu da mutlu son, pat diye kesmişler gibi geldi bir de bana. Çocuğu babası kurtarınca, izleyen diğer ergenlere ne oldu? Vaz mı geçti hepsi büyük katliamdan? Salya sümük anne babalarına mı sarıldılar çok merak ediyorum.) Aslında sinir olduğum asıl konu şu; konu güzel, teknolojin de var, sonuç olarak ortaya çıkan filme harcayacağın parayı yetişkin oyunculara falan harca ya da elindeki oyuncularla daha gerçekçi bi şekilde kurgula senaryoyu, biz de  izledikten sonra ” 3 saatimi harcadğıma değdi, harika filmdi” diyelim ama değil mi? Kusura bakmasınlar ama ben bile daha iyisini yapardım..

Şu sıralar neredeyse hiç müzik dinlemiyorum. Okuldan biri bu kısmı okursa, sallama diyebilir tabi ama müzik dinlemek benim için çok önemli bi durum, bu sebepten rahatsız olduğum sesleri duymamak için listede daha önceden hazırlanmış şarkıları dinlemek, müzik dinlemek değil benim için. Çünkü o an ne dinlediğimi, neden dinlediğimi falan pek bilmiyorum. Ne varsa artık.. Melsela ben yazı yazarken müzik dinlerim, o zaman daha rahat hissediyorum kendimi ama şu an müzik açık değil, dün de, ondan önceki gün de değildi.. Tabi bu bi sorun değil, dikkatimi çekti yazdım ben de.

Kilo vermem gerektiğini hissediyorum, tekrardan hasta olma çalışmalarım devam etmekte ama havalar da ısındı ühhüüüüüüü…ok by

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Mortensen

Ağustos 29, 2008 at 9:43 am (öylesine, film)

Empire Mayıs ’08 sayısında “Yaratık” ya da ” Hayatındaki Azizleri Keşfetme Klavuzu” dvdlerini vermiş. Yaratık yok arşivde demek ki diğerini almışız. Viggo Mortensen’le röportaj var, dur sevgili okur bir kez daha okuyayım, canım çekti.
Şu Arnold Schwarzenegger amcanın ismini de soyismini de kendisini de sevmiyorum, ne rahatsız bi’ adamdır bu anlamadım ki. batman & robin ‘deki rolü sinir etmişti zaten, sadist midir, mazoşist midir nedir. Bi’ küçükken terminatör izlemişliğim vardır severekten ama o da kötü terminatör amcayı sevdiğimden kesin. Neyse ya ne dert edindiysem amerika düşünsün sayın valisini. Vali arnold, terminatör vali. Bizi valilerimiz de üçgen vücuda sahip olsun diye kampanya mı ne başlatsak.

–> Tal Bachman – She’s So High Above Me <–

Kalıcı Bağlantı 8 Yorum