Leydi Geri Döndü….

Mart 17, 2010 at 5:31 pm (Uncategorized)

Uzun zamandır bir şeyler yazmadığımı fark ettim. Açıkçası ne yazacağımla ilgili bir fikrim yok, her zamanki gibi =) En son okuduğum kitaptan mı bahsetsem ki acaba, yoksa şu sıralar severek dinlediğim gruptan mı. Belki ikisinden de bahsederim, benim ne yapacağım belli olmaz..

* Uzun bir aradan sonra yeniden travian (siz de oynayacaksanız şu linkten kayıt olunuz =D  http://www.travian.com.tr/?uc=tr10_23273) oynamaya başladım..

Server 10, ismim ; ” leydi_ceyd “. Her zamanki gibi cermenlerim =) Köyümün adını da Bosphorus koydum ikinci köyü de kurayım köprü yapıcam araya…

* Nightnoise (bilgi için tıklayınız ==> http://en.wikipedia.org/wiki/Nightnoise ) dinliyorum şu sıralar yine, Mornin’ in Madrid , an Irish Carol ve Jig of  Sorts ‘ u tavsiye ediyorum,  her müzik zevkini taşıyan insanın seveceğini düşünerekten..

* Okul iyi gidiyor, daha doğrusu bir şekilde gidiyor işte. Haftada 2 gün (çarşamba ve perşembe)  ders var, 2 haftada 1 salı günleri de ders oluyor. Böylesi kulağa hoş gibi gelse de, 2 güne sığdırılıp,sabah 9 dan akşam 5 e kadar süren dersler(devlet memuru gibiyiz evet) bence hiçte eğlenceli değil. Zaten şimdiye kadar 1 kez son derse kadar bekledim geçen çarşamba. Gelecek haftadan itibaren tüm derslere girmeyi düşünüyorum, zira vizeler yaklaşıyor…

* Sürekli hasta oluyorum son zamanlarda, bünyem iyice zayıfladı. Gidip bir ara kan ilacı yazdırmam gerek doktora ki bu konuda çok tembelim. 2 senedir belim ağrıyor hala gidemedim bi’ doktora, biliyorum yanlış yaptığım ama canım gitmek istemiyor hastaneye falan.

2 gün önce cosmo store’a gittim göz kalemi almak için, benle ilgilenen kadın bi’ ara hanımefendi iyi misiniz yüzünüz bembeyaz dedi, yok iyiyim kansızım ondandır dedim. Gerçekten kötü göründüğümü farkettim bu arada beyaz ışıkta, yüz zaten bembeyaz, göz altları kahverengimsi olmuş vampir gibin, fondöten de aldım o sebepten. ( yoğurt gibi kokuyor bu arada)

* Çok çılgın bir şekilde farmville oynuyoruz ailecek, hatta sinem de dahil olmuş. Çiftlik zinciri kuracağız bu gidişle. Gerçi psikopat olan ablayı bu zincirden dışlayacağız sanırım, çünkü hatun hayvanları falan öyle bir dizmiş düzenlemiş ki nazi kampı mübarek. Hayvancıkları  çit içine hapsetmekle kalmayıp hareketlerini de kısıtlamış öyle hizada duruyor garipler.

* Bu arada Nightnoise – Snow is Lightly Fallin’ adlı şarkıyı da tavsiye ediyorum.

* Şöyle bahçesi yalnızca bize ait bir evimiz olsa da şu büyük salıncaklardan alsak, yaz da geliyor kitabımızı orada okuyup akşama kadar da orada takılsak mesela..

* Okul bitince bir süre çalışıp para biriktirerekten Türkiye turuna çıkmayı planlıyorum. İlk gitmek istediğim yer ise, Trabzon’daki Sümela (Meryemana) Manastırı . Kuruluş hikayesi İsa’dan sonra 4. y.y.’a dayanan manastırın ilk temelinin, Atinalı Keşiş Barnabas ile yeğeni Sopherenios tarafından atıldığı rivayet ediliyor. Karadağ üzerindeki doğal mağaradan da yararlanılarak teraslar üzerine inşa edilmiş bir yapı. Zorlu bir tırmanıştan sonra çıkılabiliyormuş  manastıra öğrendiğim kadarıyla, vuhu içimdeki dağcılık ruhunu da ortaya çıkaracağımdır diyerek seviniyorum…

* Edgar Allan Poe’nun bütün hikayeleri topladığı bir kitabı var hani, geçenlerde karıştırırken 20 küsür bölümlük gerçek bir hikayesini okudum. 10 yaşında arkadaşının babasının gemisine kaçak olarak binen bir çocuğun hikayesi, adam yıllarca çok ilginç durumlarla karşı karşıya kalıyor. Gemiye kaçak olarka bindiği günün 2 gün sonrası gemi tayfalarca ele geçiriliyor arkadaşı hariç herkesi öldürüyorlar. Sonra bu günlerce aç susuz kalıyor arkadaşı saklandığı yere gelemediği için, sonra tayfalar iki gruba ayrılıp tekrar isyan ediyorlar arkadaşının olduğu grup kazanıyor fakat gemi alaboraya uğruyor. Arkadaşı ölüyor cesedini suya atmak zorunda kalıyorlar, köpek balıkları peşlerini bırakmıyor. Tam umudu kesmişken başka bir ticaret gemisi buluyor bunu ve tayfalardan kalan 1 kişiyi. O gemi de bir adadaki yerlilerce yakılıyor bunlar yine sağ kalıyor, adadan kaçmanın yolunu buluyorlar bir şekilde ve burada bitiyor hikaye. Çünkü adam ölmüş hikayenin tamamını anlatamadan. Hoş bir hikaye fakat insanı bu noktada sinirlendirmiyor da değil..

* Çok fonksiyonlu hesap makinesi aldırdı emlak finansmanı hocası. Sınava da onunla girecekmişiz, hafızasını kontrol etmezse vizede, finalde uzun formülleri kaydetmeyi düşünmüyor değilim =D Süper bir alet , o kadar ki soruyu yazsan sonucu verecek, ki bence yapacaklar böyle bir makine de.

Böyle işte, yuvarlanıp gidiyoruz..

Reklamlar

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum