Nightnoise

Eylül 24, 2008 at 7:18 pm (Uncategorized)

an Irish Carol

Reklamlar

Kalıcı Bağlantı 16 Yorum

!!

Eylül 20, 2008 at 5:53 am (Uncategorized)


Telefonumu yere düşürdüm, titreşimi bozuldu. Bir kaç gün sonra tekrardan düştü, titreşimi çalışmaya başladı. Zeynep adlı insan yavrusu düşürdü ertesi gün, yine bozuldu titreşim. Sonra ben yere attım, tekrardan düzeldi.. Şimdi gayet normal çalışıyor..

Kalıcı Bağlantı 6 Yorum

..

Eylül 16, 2008 at 11:45 am (liste, müzik, mim)

La santa roja ‘nın mimini bitirip uzun süredir yazamama durumunu protesto edercesine ikinci mimi Canselmo insanından alarak “Sevdiğiniz Müzik videoları” konusu altında, yazarken zevk alacağıma da inanaraktan başlıyorum yazmaya.

Beğenilere, etkilere göre sıralayarak yazmak güzel oluyor bu sebepten ilk yazacaklarım en sevdiklerim anlamına gelecek.

1. The Verve – Bittersweet Semphony

Şimdiye kadar izleyip de, böyle bir konuda en başa yazmak için aklımda ilk beliren şarkı bu oldu. Etrafına aldırmaksızın,yolunu değiştirmeden millete çarpa çarpa yürüme olayını en güzel becerebilen insan kişisi richard amcadır diyorum. İzleyin, eminim beğeneceksiniz siz de..

2. Insomnium – The Elder

Bu şarkıyı ikinci sıraya koyma sebebim, çok çok güzel bir klibinin olması değil. Böyle bir liste olur da en sevdiğim grubun kliplerinden birini önermezsem olur mu düşüncesi sadece. Ama klip grubun diğer kliplerine nazaran gerçekten güzel. Özellikle kızın eve girene kadarki dolaştığı yerler, ağaçlarıyla kaldırım taşlarııyla vs. gerçekten bulunmak isteyeceğim bir ortam. Şarkı uyumak üzereyken dinlendiğinde büyük huzur veriyor bana, bunu da ekleyeyim dedim..

3. Bon Jovi – You Give Love a Bad Name

Cnbc-e nin vazgeçilmez dizilerinden olan, How i Meet Your Mother’ın yılbaşı bölümünden beri bu şarkıyı duydukça gerçekten iyi hissediyorum kendimi. Ama klibiyle izlemeden dinleyemiyorum uzun süre. Eski modayla, uzun saçlarla Bon Jovi çok güzel gruptu yahu. Eğlenceli bir klip, özellikle vh1 yat kalk bunu yayınlıyor, neden bilmiyorum :p

4. Placebo – Song to Say Goodbye

Placebo’nun en iyi klibi bence bu, hatta Bitter End’ in o vasat klibinden sonra gerçekten çok hoş bi klip(çekim yaptıkları ortam falan güzel, lafım yok da Brian amcanın makyajlı yüzünü görmek hoş değil yahu). Halbukisi bu şarkıdaki gibi Bitter End’ e de daha iyi bi klip çekselerdi dinlerken klibini izliyor olmak daha bir hoş olurdu bana göre. Adamın koltukta çocuğun omzunda uyuyakaldığı ve klibin ilerleyen dakikalarındaki masanın altına girme sahneleri çok hoş..

5. Rammstein – Benzin

Öncelikle belirtmeliyim ki; Rammstein’ın bütün şarkıları da klipleri de süpsüper ama bunun yeri çok ayrı. Şarkı içerisinde geçen kimyasal isimlerini kafiyeli duymak da hoş valla. Sanatta politik olmak bana gereksiz gelse de, bu adamlar politikliği de aykırılığı da çok iyi şekilde sunuyorlar. (klipteki itfaiye aracından ben de istiyorum, duyrulur!) Yangın alarmı çalmaya başladığı anda bateristin surat ifadesine dikkatli bakınız : )

6. Nightwish – Islander

Beni tanıyanlar bilir, denizi(okyanusu) de denizle ilgili her şeyi de ( evet tsunamiyi de) çok seven bir organizmayımdır. Havada uçan gemiler ve kaptanlarıyla süslenmiş bu güzel klipli şarkıyı da geçmek istemedim. Kaptanlar gemilerinde ölürler sözüne güzel bir açıklık getirmişler. Buyrun izleyin..

7. Apocalyctica – Path

Klibi izlemeden önce benim aklımdaydı, insanların kendi gölgeleriyle tartışması inatlaşması. Klibi izlediğim gibi dedim, ahanda fikrimi çalmışlar=) Şarkı da kısa olması dışında gayet güzel. Red Kit’i çok severdim ben çocukken, belirtesim geldi.

8. Pink Floyd – High Hopes

Bütün klipleri güzel bence bu grubun, şarkıyı dinlerken izlemekten en çok hoşlandığım klipleri bu ama.

İlk bakışta aklıma gelenler bunlar, daha iyi bi araştırmayla hafıza yoklamakla daha fazla video bulacağıma eminim. Müzik ve şekil bakımından neden hoşlandığımı anlatmak için güzel ve açıklayıcı bir konu oldu ama. Müzik zevkini merak ettiğimden dolayı mimi diğer yazımda da olduğu gibi yine Artifical ‘a yanında da bir adet Dikkatsiz‘ e paslıyorum.

Kalıcı Bağlantı 7 Yorum

Bu, bu blogun ilk mim yazısıdır..

Eylül 11, 2008 at 5:00 pm (Uncategorized)

La Santa Roja‘ nın mimini ştonk diye alaraktan başlıyorum konusu; ev hayatında nelerden nefret ederim olan yazıma..

En baştan ben de belirteyim ki, Alice’ in kendi hakkında söylediğinin aksine birlikte yaşanılması kolay bir insanımdır. En azından ben öyle görüyorum kendimi. Şimdiye kadar ailem dışındaki kişilerle yaşamadığımdan da öyle sanıyor olabilirim tabi. Aslında bu saf-süzük kişiliğimden de kaynaklanıyor olabilir, ki büyük ihtimalle bundan kaynaklanıyor, neyse..

Şimdi efenim, öncelikle temizlik her şeyin başıdır sözüne kesinlikle katılmaktayım. Üşengeç bir insan tipinde hayatımı sürdürüp, dağınığın en önde gideni de olsam yaşadığım yer ve yaşamak zorunda kaldığım insanlar temiz olmadığı takdirde o ortamdan bir an önce ayrılmak isterim ki evden pat diye ayrılmak da olmuyor maalesef bu durumda da zavallı, garip bana yapılacak en büyük iyilik evi temiz tutmak.

1. İlk maddede yer edinme şerefi tabi ki de; mutfak zeminin dahi temiz olmaması, yiyeceğim yemeğin yapıldığı yerin her şeyiyle temiz ve düzenli olması gerekir. Özellikle mutfak lavabosunun içinde meyve-sebze ve tabak vs. dışında bir şey yıkanmamalı, ki küllüklerin mutfak lavabosunda yıkanma teşebbüsü bile beni çileden çıkarmaya yeter.

2. Çamaşır suyu!! Tamam temizlik için bire bir, mikrop öldürücü falan olabilir ama ben evdeyken mümkünse kullanılmasın. Hatta eve gelmeme yakın da kullanılmasın. Başka temizlik malzemeleriyle de güzel temizlik yapılabilinir, hatta bunun için kimyasaldan uzak mis gibi kokan temizlik malzemesi üreten firmalar var, yapmayın gözünüzü seveyim kullanmayın şu ölümcül kokulu maddeyi..

3. Yapmam gereken işlerin, sürekli hatırlatılması. Tamam, yapmayacağım demiyorum ki. Yapıcam ama havaya girince, anne hatunu lütfen  :p

4. Tatil günlerinde erkenden kaldırılmak. Zaten ertesi gün tatil diye geç yatmışım, sabahın köründe kalkmamı gerektirecek ne gibi bi’ durum var anlamıyorum. Üniversiteyi ailenin yanında oku rahat rahat yaşarsın olayına karşıyım kardeşim, uzaklara git de gör gününü diyecekler de olacaktır tabi. Diyeceğim o ki; insanın kendi düzenini kurabilmeye hazır hissetmesi için okurken ki özellikle ünv. de okurken ailesinden uzakta olması şart. Neyse konuyu dağıtmayayım..

5. Banyo zeminine döküldükten sonra temizlenmeyen saçlar. Hatta evin herhangi bir yerine düştükten sonra alınmayan, temizlenmeyen saçlar. Fenalık bile geçirebilirim, sinirden değil ama mide bulantısından. Halbukisi insanın kafasında dururken ne güzel, tek tek görmeye dayanamıyorum.

6. Yıkanıp ütülendikten sonra kıyafetlerimin yanlış yerlere koyulması. Anne organizması bunu çok yapıyor. Yok bırak ben yerleştiririm sonra diyorum dinlemiyor. Şimdi efem yaptığım işi bırakıp(ki genelde tv. izlemek, bilgisayar başında olmak, kitap okumak vs.) yerleştirmemi istemek çok büyük eziyet. Her istediğimiz anında olsaydı oh mis valla annecim ama olmuyor, lütfen bırak kıyafetleri ben yerleştireyim..

7. Yapılan yemeğin beğenilmemesi ya da eleştirilmesi. Tamam yemeği ben yapmıyorum, sana ne oluyor diyeceksiniz de hoşuma gitmiyor be hacı. Nasıl olursa olsun, yapılmış. Mecbursun o an onu yemeye açsan eğer ya da çok biliyorsan bir dahakine sen yap. Kalkarken de bir eline sağlık denmesi çok mu zor he?!

8. Çocukları çok severim bilen bilir, ama tanımadığım veletlerin odama girip etrafı karıştırması hiç hoşuma gitmez. Çocuklarınıza sahip çıkın be misafir insanları. Benim çocuğum olsa, biraz çekingen olmasını isterim bu tarz konularda bu ne kardeşim, destroyer gibi mübarek.

9. Odamın habersiz düzenlenmesi. Çok dağınığım, farkındayım bir kaç ay önce değişmek istedim ama beceremedim minimalistliği. Becerebilseydim dağınıklığa sebep olan şeyleri inan ki atacaktım anne.. Sen şimdi dayanamayıp, odayı düzenlersen olmaz ki. Düzenle yine bir şey değil, sağol Allah razı olsun da, aradığım şeyi bulayım mümkünse. En iyisi bırak, ben bir gün sıkılıp düzelticem zaten, her ay aynı şeyi niye yaşıyoruz. Yok odaya o kadar fazla da girmiyor, neden rahatsız ediyor bu durum hatunu anlamış değilim :p

Şimdiki hayatımı göz önünde tutarak anca bu kadarını yazabiliyorum. Uzaklaşıp, olur da ev arkadaşı falan edindiğimde daha rahatsız edici durumlarda karşılaşıcam belki de. O zamana kadar bunlarla idare edebilirim sanırım. Hatta o zaman geldiğinde bir kez daha ele alıcam bu konuyu diyerek, mimi Artifical , Güçlü ve ZokyaktakiatSineği ‘ ne paslıyorum.. Buyrun efendim.

Kalıcı Bağlantı 5 Yorum

Çılgın Korsan Jack

Eylül 4, 2008 at 9:11 pm (Uncategorized)

EDİT: Canselmo insanı numune olaraktan bir bölümünü deposit filesdan upload ettim, buyur indir izle beğenirsen filmi ve kalan bölümleri de ordan uploadlarım zaman zaman.. Bu da linkin; http://depositfiles.com/files/7853552


Şimdiye kadar izlediğim en iyi çizikli filmlerden bir tanesi. Linkleri ekleyeyim indirin izleyin siz de, wonka hatunu bulmuş sağolsun benim aklıma gelmemişti. Bulursam ileride Life with Louie adlı şahene çizikli dizinin linklerini de ekleyeceğim araştırmalarım devam etmekte. Linkler tamamen çalıntıdır ama sorun yok hiçbirinde, ses kalitesi de güzel uykum olmasa şimdi açıp izliycem : ) buyrun efem..

CD-I

part I

part II

part III

part IV

part V

part VI

part VII

CD-II

part I

part II

part III

part IV

part V

part VI

part VII

Kalıcı Bağlantı 8 Yorum