Dışarıdakiler

Nisan 23, 2010 at 1:52 pm (öylesine)

Şu yan tarafta bahsettiğim dışavurumculuk olayından şaştığımı görüyorum son zamanlarda, ki zaten hoşuma gitmeyen bir davranış biçimine sürüklüyordu beni. Antinatüralist, içe kapanık-ımsı, bunalımsallığı silah olarak kullanan [ki işe yaradığı zamanlarda insanı mutlu edebilen bir durum bu. Özellikle yalnız kalmak istenildiğinde kullanılmasını tavsiye ederim, bir hatun hatta bir yengeç hatunu olarak. ] biri olmamanın yaşam sürecini daha da normalleştirdiğini farkettim. Ne yani sürekli bir şeylerden şikayet edip, “aman bu benim tarzım hiç değil, iç dünyamı bi’ bilsen ezik seni” durumları bir süre sonra kendini beğenmişliğe dönüşüyor ki, bu ezik büzük bir içe kapanık-ımsı olmaktan daha kötü bir durum. Hele ki düşüncelerini olduğu gibi ifade etmeyip, dallandıra budaklandıra alakasız konulara dalarak anlatma olayı bazen sinir bozucu durumlar yaratmıyor da değil..

Reklamlar

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Leydi Geri Döndü….

Mart 17, 2010 at 5:31 pm (Uncategorized)

Uzun zamandır bir şeyler yazmadığımı fark ettim. Açıkçası ne yazacağımla ilgili bir fikrim yok, her zamanki gibi =) En son okuduğum kitaptan mı bahsetsem ki acaba, yoksa şu sıralar severek dinlediğim gruptan mı. Belki ikisinden de bahsederim, benim ne yapacağım belli olmaz..

* Uzun bir aradan sonra yeniden travian (siz de oynayacaksanız şu linkten kayıt olunuz =D  http://www.travian.com.tr/?uc=tr10_23273) oynamaya başladım..

Server 10, ismim ; ” leydi_ceyd “. Her zamanki gibi cermenlerim =) Köyümün adını da Bosphorus koydum ikinci köyü de kurayım köprü yapıcam araya…

* Nightnoise (bilgi için tıklayınız ==> http://en.wikipedia.org/wiki/Nightnoise ) dinliyorum şu sıralar yine, Mornin’ in Madrid , an Irish Carol ve Jig of  Sorts ‘ u tavsiye ediyorum,  her müzik zevkini taşıyan insanın seveceğini düşünerekten..

* Okul iyi gidiyor, daha doğrusu bir şekilde gidiyor işte. Haftada 2 gün (çarşamba ve perşembe)  ders var, 2 haftada 1 salı günleri de ders oluyor. Böylesi kulağa hoş gibi gelse de, 2 güne sığdırılıp,sabah 9 dan akşam 5 e kadar süren dersler(devlet memuru gibiyiz evet) bence hiçte eğlenceli değil. Zaten şimdiye kadar 1 kez son derse kadar bekledim geçen çarşamba. Gelecek haftadan itibaren tüm derslere girmeyi düşünüyorum, zira vizeler yaklaşıyor…

* Sürekli hasta oluyorum son zamanlarda, bünyem iyice zayıfladı. Gidip bir ara kan ilacı yazdırmam gerek doktora ki bu konuda çok tembelim. 2 senedir belim ağrıyor hala gidemedim bi’ doktora, biliyorum yanlış yaptığım ama canım gitmek istemiyor hastaneye falan.

2 gün önce cosmo store’a gittim göz kalemi almak için, benle ilgilenen kadın bi’ ara hanımefendi iyi misiniz yüzünüz bembeyaz dedi, yok iyiyim kansızım ondandır dedim. Gerçekten kötü göründüğümü farkettim bu arada beyaz ışıkta, yüz zaten bembeyaz, göz altları kahverengimsi olmuş vampir gibin, fondöten de aldım o sebepten. ( yoğurt gibi kokuyor bu arada)

* Çok çılgın bir şekilde farmville oynuyoruz ailecek, hatta sinem de dahil olmuş. Çiftlik zinciri kuracağız bu gidişle. Gerçi psikopat olan ablayı bu zincirden dışlayacağız sanırım, çünkü hatun hayvanları falan öyle bir dizmiş düzenlemiş ki nazi kampı mübarek. Hayvancıkları  çit içine hapsetmekle kalmayıp hareketlerini de kısıtlamış öyle hizada duruyor garipler.

* Bu arada Nightnoise – Snow is Lightly Fallin’ adlı şarkıyı da tavsiye ediyorum.

* Şöyle bahçesi yalnızca bize ait bir evimiz olsa da şu büyük salıncaklardan alsak, yaz da geliyor kitabımızı orada okuyup akşama kadar da orada takılsak mesela..

* Okul bitince bir süre çalışıp para biriktirerekten Türkiye turuna çıkmayı planlıyorum. İlk gitmek istediğim yer ise, Trabzon’daki Sümela (Meryemana) Manastırı . Kuruluş hikayesi İsa’dan sonra 4. y.y.’a dayanan manastırın ilk temelinin, Atinalı Keşiş Barnabas ile yeğeni Sopherenios tarafından atıldığı rivayet ediliyor. Karadağ üzerindeki doğal mağaradan da yararlanılarak teraslar üzerine inşa edilmiş bir yapı. Zorlu bir tırmanıştan sonra çıkılabiliyormuş  manastıra öğrendiğim kadarıyla, vuhu içimdeki dağcılık ruhunu da ortaya çıkaracağımdır diyerek seviniyorum…

* Edgar Allan Poe’nun bütün hikayeleri topladığı bir kitabı var hani, geçenlerde karıştırırken 20 küsür bölümlük gerçek bir hikayesini okudum. 10 yaşında arkadaşının babasının gemisine kaçak olarak binen bir çocuğun hikayesi, adam yıllarca çok ilginç durumlarla karşı karşıya kalıyor. Gemiye kaçak olarka bindiği günün 2 gün sonrası gemi tayfalarca ele geçiriliyor arkadaşı hariç herkesi öldürüyorlar. Sonra bu günlerce aç susuz kalıyor arkadaşı saklandığı yere gelemediği için, sonra tayfalar iki gruba ayrılıp tekrar isyan ediyorlar arkadaşının olduğu grup kazanıyor fakat gemi alaboraya uğruyor. Arkadaşı ölüyor cesedini suya atmak zorunda kalıyorlar, köpek balıkları peşlerini bırakmıyor. Tam umudu kesmişken başka bir ticaret gemisi buluyor bunu ve tayfalardan kalan 1 kişiyi. O gemi de bir adadaki yerlilerce yakılıyor bunlar yine sağ kalıyor, adadan kaçmanın yolunu buluyorlar bir şekilde ve burada bitiyor hikaye. Çünkü adam ölmüş hikayenin tamamını anlatamadan. Hoş bir hikaye fakat insanı bu noktada sinirlendirmiyor da değil..

* Çok fonksiyonlu hesap makinesi aldırdı emlak finansmanı hocası. Sınava da onunla girecekmişiz, hafızasını kontrol etmezse vizede, finalde uzun formülleri kaydetmeyi düşünmüyor değilim =D Süper bir alet , o kadar ki soruyu yazsan sonucu verecek, ki bence yapacaklar böyle bir makine de.

Böyle işte, yuvarlanıp gidiyoruz..

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

SeCreT

Ekim 7, 2009 at 11:10 pm (öylesine, kitap, okul)

İlk defa şifremi doğru girdim, normalde hatırlada olmasa giremiyorum çünkü. Vazgeçip kapatıyorum, ama bir daha unutmam sanırım. Bence benim bir şeyleri tamamen öğrenebilmem için farkında olmadan o şeyleri doğru yapabilmeye ihtiyacım var.

Uzun zamandır ehliyetimi aldığım günkü kadar sevindiğim bir gün olduğunu hatırlamıyorum, öyle ki ( nasıl bi sevindiysem artık) ben çıkarken içeri giren çocuk halime bakıp gülümseyerek hayırlı olsun dedi..Ehliyeti nasıl aldığımı anlatmam da gerekiyor bak şimdi bu durumda.

Hangi insan dümdüz geri geri gitmesi gereken yerde direksiyonu döndüre döndüre geri gider ki? ya da rampa kalkışında 3. viteste duran arabanın kalkabileceğine inanmak nasıl bir pollyannacılıktır. Sınav sonrası tüm hayalleri yıkık bir şekilde “hayatımda en çok başarılı olacağım şey ahanda budur” diyebileceği bir sınavdan, hayatının en düşük notu alma korkusuyla iki gün kendine gelemedikten sonra 100 ile geçtiğini öğrenmek hangi rüyada görülür ki =D

Bir süredir toparlayıp da doğru dürüst bir yazı yazamadım. Çok iyi malzeme olur bundan dediğim şeyleri bile bir kaç oyun,film,dizi vs uğruna unutuverdim. Zamanında çok iyi arkadaş olur bundan dediğim çok kişiyi unutmuşluğum da vardır..

Bak herkes evlendi bi sen kaldın diyen bi arkadaşım var, bence kendisi erkenden evlendiği için benim özgürlüğümü kıskanıyor. Halbüsü evlenmeyen daha bir çok ortak arkadaşımız da var yani. Acaba onlara da aynı cümleyi kuruyor mu?..

İspanyolca kursuna yazılcağım sanırım,bi arkadaşla karar verdik. Daha doğrusu ablam dil kursu için başvurdu ben de arkdaşımla konuşurken anlattım ilgisini çekti, biz niye yazılmıyoruz kızııım dedi. Neyimiz eksik diyerek bu kararı aldık sonra. Bakalım kurs daha açılıp açılmayacak mı belli değil, ilk kurs açıldıktan sonra başvuran sadece ikimiziz çünkü bence. Olmadı size ingilizce verelim dedi başvurulara bakan kadın, ilginç birine benziyor zaten genel anlamda..

Bir de artık bir şeyler başarmam gerektiğini hissediyorum. Şimdiye kadar yarım bırakmadığım çok az şey var.

Araya bi not: Vakıf serisi güzel gidiyor, hala şiddet ilen tavsiye ediyorum. Yaşasın psikotarih..

İnsanın iyi ki yapmışım dediği şeylerin olması cidden güzel bir şey bu arada. Bir de bunun iyi ki yapmamışım kısmı da “iyi ki yapmışım”la aynı etkiyi mi veriyor merak etmekteyim? Bence bu bi araştırılsın.. Lütfen.

Bir şeylere tepki göstereceksen adam gibi tepki göstereceksin bir de, tepki gösterdiğin zihniyetin en pahalı,en moda kıyafetlerini giyip sonra kahrolsun emperyalizm de, amerika da vs. demekle adam olunmuyor görüyoruz…

Karnım acıktı sanırım..

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Insomnium – Across the Dark

Eylül 24, 2009 at 6:34 pm (Uncategorized)

Photobucket

Across the Dark
1. Equivalence

2. Down With the Sun

3. Where the Last Wave Broke

4. The Harrowing Years

5. Against the Stream

6. Lay of the Autumn

7. Into the Woods

8. Weighed Down With Sorrow

9. The New Begining

10. Into the Evernight

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Insomnium – Across The Dark (2009)

Eylül 20, 2009 at 11:44 am (Uncategorized)

Insomnium yeni albüm çıkarmış, hatta kim bilir ne zaman çıkmış o albüm, kimse bana haber neyim vermemiş. İniyor az kaldı, dinleyeyim naçizane fikirlerimi paylaşacağımdır…  Beğenirsem( ki beğenmeme ihtimalini düşünemiyorum bile) kendi uploadımı da eklerim.. sii yu okuyucu..

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Mon amour hélas , le temps passe

Eylül 19, 2009 at 12:46 pm (Uncategorized)

Bir şeylerin değişmesi gerekiyor. O bir şeylerin tam olarak ne olduğunu bulmak, sonra değiştirmeye çalışmak, değişikliğe alışmak..

Benjamin Biolay – Dans la Merco Benz

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Dinle..

Eylül 1, 2009 at 6:00 pm (Uncategorized)

Brazzaville – Jasse James

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Başlıksızlardan Biri

Eylül 1, 2009 at 11:43 am (öylesine, müzik)

* Öss ye hazırlanmaya başladım(yine) dün itibariyle.

* Kullanmaya kullanmaya, araba sürmeyi unuttum gibi.

* Patrick Wolf’u ben de çok sevdim.

Patrick Wolf – The Gypsy King

* Sevgili insanı haftaya 26 sına girecek, pek büyük bi yaş gibi görünmesine rağmen benden bi farkı yok, valla bak. Ramazanda doğum günü kutlamak ayrı bir dert.

* Ruhumda bi tembellik var bi tembellik var sorma.

* Isaac Asimov ‘un vakıf serisine başladım, matematik olayıyla bu kadar içli dışlı olmasına rağmen gerçekten çok güzel bi seri.  Star Wars severler için okunabilecek türde, gerçi asimov elinde olmayan sebeplerden dolayı kitapları daha gerçekçi yazmak zorunda kalmış.( yazarların hayal güçlerinin kısıtlanma olayına karşıyım efenim )

* SW demişken, ben hala ilk iki filmi izlemedim.

* Hause’ un yeni bölümlerini heyecanla beklemekteyim. Gerçi Kutner intihar ettikten sonra pek bi soğudum diziden.

* Bu blog işi fazla sürmez gibi görünüyor, zaten şifre hatırla seçeneği işaretli olmasa açamayacağım şifremi unuttum.

* İyi aklıma geldi, şifremi değiştireyim..

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

..

Ağustos 31, 2009 at 2:00 pm (Uncategorized)

Bu sabah tüm ev halkı annemin bağırışlarıyla uyandık, yataktan nasıl fırladığımı hatırlamıyorum. İlk önce aklıma ablam  yine bayıldı herhalde diye düşündüm sonra ablamı odasından çıkıp annemin odasına doğru yöneldiğini görünce annem kabus mu görüyo ki acaba dedim. Meğer babam oturduğu yerde kendinden geçmiş, odaya bi girdik babam tavana doğru bakıyor, zorla nefes alıyor gibi görünüyor, annem panik halinde tabi. Kolonyaydı suydu babam biraz kendine geliyor bi kaç dk sonra. Sonradan anlıyoruz ki, uzun bir ara sonrasında yine mide kanaması geçirmiş.

Uzun zamandır ailecek bu kadar korktuğumuzu sanmıyorum..

Kalıcı Bağlantı 2 Yorum

mournin’ heart

Ağustos 27, 2009 at 9:42 pm (Uncategorized)

Çok küçüktüm ya da diğer her şey çok büyüktü, bir rüyada olduğuma emindim fakat neden gerçekmiş gibi korktuğumu hala çözememiştim. Uykuya dalmadan öncesini hiç hatırlamıyordum, uyandığımı sandığım zamana dair tek hatırladığım şeyse hızla bir yerden düştüğümü gördüğüm, gerçekleşmemesi için uyandığım rüyanın sonrasıydı. Gerçekleşmemesi için büyük çaba gösterip uyandığım halde, gerçekleşseydi eğer bu kadar korkardım  diyerek kalbimin normal atmasını beklerken yaptığım tek yanlış su içmek için masaya doğru uzanmaktı sanırım. Metrelerce aşağı düştüm, ta ki bir gün öncesinden üşengeçliğimden kaldırmadığım yastığın üzerinde duruncaya kadar. Sevinmeli miydim? Bu tembelliğimden ötürü verilmiş bir cezaysa, hayır . ya da evet, ne farkedecekti ki? Cezalandırılmadığımdan emindim. Başka bir şey olmalıydı, bir rüya için, hem de rüya olduğuna emin olduğum bir şey için bu kadar korkmak niyeydi? Sonrasında farkına vardım ki, bunu düşünmek de bir şey farkettirmeyecekti.

Küçücüktüm, hem bedenim, hem sesim hem de düşüncelerim..

John Williams – Theme From Schindler’s List

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Next page »